Epey önce yazacaktım ama arada kaynıyor gidiyor işte. Notları toparlarken gördüm. Hazır bal börek muhabbetine girmişken fırsat bu fırsat aradan ekleyivereyim.

26 Temmuz Pazar günü saat 20.00’de TRT Avaz başındakiler eski bir klasik filmin keyfine çıkarmaya başlamıştı.

“İşte Hayat.”

Meslek büyüğümüz, TRT’de ilk çalışmaya başladığım günlerden itibaren gerek duruşu ve haberciliği, gerekse birbirinden hınzır ve keyifli hikayeleri anlatıla anlatıla bitirilemeyen Uğur Dündar’ın tek “Yeşilçam” deneyimi.

Evet o. “Artiz” olmak isteyen Ayşe (Hülya Koçyiğit) ile annesinin (Adile Naşit) Uğur Dündar’ı kaçırarak şöhrete adım atma çabalarını anlatan o film.

Aslında TRT Avaz için tekrar yayınıydı o akşamki. Zira o sabah saat 8.35’te film bir kere yayınlanmıştı.

Ama akşam izleyicileri, filmin 15. dakikadan sonrasını göremedi.

Acil bir haber ya da gelişme yoktu, TRT’nin tüm kanallarını kilitleyen AKP’li büyüklerimizin çok çok çok önemli açıklamalarına da denk gelmemişti o zaman dilimi.

Zaten böyle bir açıklama olsa, ardından filme devam edilirdi. TRT’de izleyiciye saygıdan şüphe etmek mümkün değildir zira.

Ama işte,15. dakikadan sonra “film birden koptu”. Yapıştıran da bulunamadı.

Eh, TRT’de minik kuş çok. Benim minik kuşum 130 kilo kadar ama.. Neyse…

Mavi bina 5. Kattan gelmiş telefon. TRT’nin en mühim katından yani.

“Bu adamın TRT’de ne işi var. Benim başımı belaya mı sokacaksınız?” demiş ahizenin öteki tarafı. “Çekin şunu yayından. Hemen hemen.”

Filmde Hülya Koçyiğit’in başını döndüren Uğur Dündar’ın, halkımızın da başını döndüreceğinden korkmuş olsa gerek. Yoksa özel bir husumet olduğunu sanmıyorum.

Yerine, reklam, fragram belgesel. TRT Avaz ne de olsa. Kimin umurunda.

Oysa bir zamanlar “Türk dünyası” diye bir şey gündemdeyken, “Türki cumhuriyetler” dendi mi hassasiyet tavanken, dış politikamız stratejik sığlıkta boğulmamışken TRT Avaz önemliydi. Avaz izleyicileri saygıyı, sevgiyi hakederdi. Şimdi o Kanal da oralardaki Türklere AKP propagandası sadece. O coğrafyadaki izleyicilerle Türkiye insanı arasındaki köprü işlevini kaybedip yıkılalı çok oldu.

Türk Cumhuriyetleri’ndekilerin TRT Avaz’ı ne kadar taktığı ortada. E, Uğur Dündar zaten malum. TRT sansürlese ne gam. Yazıyor, çiziyor, anlatıyor çatır çatır. Üstelik TRT’nin tüm kanal raitinglerinin fazlasını bir yayında topluyor.

Ben akil insan, Erdoğan ve Davutoğlu’nun büyük hayranı Hülya Koçyiğit’e üzüldüm. TRT’den sansür yemek. Hele de böyle bir dönemde. Hoş niye takıyorsam. Akil o, akıllı yani. Büyütmez meseleyi nasıl olsa.

Son sözü Adile Naşit’e bırakmalı belki de. TRT’nin bu haline o da gülüyordur muhakkak. Hababam Sınıfı’ndaki gibi değil ama. Şabanoğlu Şaban’da elmasını kaybettiği zamanki gibi.

“Gittiiii gitti gittiiii” diye.

Son not. Tam yazıyı yazdım, haber geldi. TRT ve Anadolu Ajansı Yalçın Akdoğan’a bağlanmış. Yalçın Akdoğan’ın tarafsız bağımsız yayıncılığa imanına müteakip seferler şahit olduğum için bu duruma hemen el koyacağından emin olmanın huzuruyla yayınlıyorum bu yazıyı.

Sayın Bakan, sabah saat 8.35 te bu film kesintisiz oynadı. Lütfen gereğini yapın, Türk Cumhuriyetleri’nden giden binlerce oyun hesabını sorun.

Arz ederim.

Bir son not daha: Adile Teyze Hababam Sınıfı’ndaki gibi gülmeye başladı. Allah Allah…

Bu habere katkı yapın