Suruç katliamı… Ardından şehit edilen asker ve polisler… Düğmeye basıldığı çok açık…

Bu düğmenin birden çok butonu var…

Yaşadığımız tam bir çılgınlık…

Bir yanda PKK ve onun gençlik yapılanmasına bağlı kişilerin şehir ortasında kalaşnikoflu, maskeli görüntüleri, bir yanda sosyal medyada birden bire yeniden ortaya çıkan Güneydoğu’da düşmanca yaşamın izlerini paylaşan öğretmen ya da diğer görevlilerin  anıları…

Bir tanesi şöyle bitirmiş mektubunu. “Yıllarca Kürt sorunu konusunda duyarlı, hatta zaman zaman ailemce bölücü olarak dahi suçlanan biri oldum. 2 yıllık görevimin ardından  hissettiğim beter olsunlar. Ama kendime itiraf etmekten korkuyorum. Ailemin gördün mü demesini kendime yediremiyorum. Şimdi yeni görev yerimde insanlığımı tamir etmeye çalışıyorum. Ama kolay değil. O kadar düşmanlık gördüm ki. ”

Bu ve benzeri satırların Kürt sorununda arada kalmış büyük çoğunluk üzerindeki etkileri büyük.

İşin bir de ekonomi kısmı var.

Elektrik ve su paralarının Güneydoğu’da ödenmemesi artık batılı Türkler nezdinde bir ön kabul. Bölgeye özel bazı yardımlar da yine tepki çekiyor. “Niye ben finanse ediyorum ki?” sorusu sıkça soruluyor.

Bu duyguyu son haberler daha da keskinleştiriyor.

Bugünkü gazetelerin hemen hepsinde yer alan Kars’ın Kağızman ilçesindeki ateşe verilen araçlar haberleri gibi.

Son haber Siirt’ten geldi.

Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Dişlinar Köyü’nde inşaası süren Çetin Barajı’nın şantiyesi silahlı kişilerce basıldı, 4 iş makinesi tamamen yakıldı. Şantiye baskınları, Batı kamuoyunu “kendilerine gelen hizmetleri bile yok ediyorlar” şeklindeki olumsuz algıyı besleyen ciddi bir sıkıntı.

Üstelik bu baskının uluslararası boyutu da var. Zira Baraj’ın lisansı Norveç’li StatKraft firmasının. Yani uluslararası sermayeyi ürkütme potansiyeli olan bir eylem.

Açılım sürecinin iki temel ayağı vardı.

1- Şehit cenazesi artık gelmiyor…

2- Silaha değil, yatırıma, ekonomiye, geleceğe harcama yapıyoruz…

Gelinen noktada bu iki ayağın çökme aşamasına geldiği açık.

Seçim öncesinde yazdığım bir çok yazıda, HDP ile ilgili en büyük endişemin, Öcalan ve PKK karşısındaki iradesinin zayıflığı olduğunu vurgulamıştım. Şu anda bu iradeyi test ediyoruz.

Suruç’taki bombayı İŞİD koydu evet. Ama PKK, bu son eylemleriyle asıl HDP Genel Merkezi’ni bombalıyor açıkça. İrade benim diyor. Türkiyelileşme iddiasını yerle bir ediyor.

HDP yönetiminin, en önemlisi de eş başkan Selahattin Demirtaş’ın bu son intikam saldırıları ve baskınlarına karşı açıkça tavır alması çok önemli. benim gibi kuşkucular bile destek vermeli bu iradeye.

Aksi takdirde hepimiz o öğretmen gibi insanlığımızı tamir noktasına geleceğiz. Ama kolay olmayacak. Zira öylesine düşmanlık görüyoruz ki….

 

Bu habere katkı yapın