Seçimlerin ardından tam bir belirsizlik durumu hakim. Koalisyon, azınlık hükümeti, erken seçim,… Pazarlıklar oyunlar hamleler. İlginçtir, tartışılan çok sayıda model, siyasi tarihe meraklı kişiler içinde bir hatıralar geçidi yaratıyor aslında. Neler mi?

ecevi 111

AKP’NİN EKSİK 18 KİŞİYİ TRANSFERLERLE TAMAMLAMASI…

Akla getirdiği; Güneş Motel Olayı…  CHP’nin 5 Haziran 1977 Genel Seçimleri’nde birinci parti olmuş ama kazandığı 213 milletvekilliği hükümet kurmasına yetmemişti. Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, Erbakan (MSP) ve Türkeş (MHP) ile birlikte 2. Milliyetçi Cephe hükümetini kurmuştu. Ancak 11 Aralık 1977’de yapılan yerel seçimleri yine CHP kazandı. Ardından gelen istifalar MC hükümetini TBMM’de azınlığa düşürdü.

CHP lideri Bülent Ecevit Adalet Partisi’nden istifa etmiş milletvekillerinin desteğiyle hükümet için Güneş Motel’de pazarlıklara başladı. Sonunda (10 tanesini Bakan yaparak) 11’inin desteğini aldı ve iktidara geldi.

Sonuç: Bu iktidar yapısı işe yaramadı. Yaşananlara tepkiler, ekonomik sorunlar ve terör bir sonraki seçimlerde CHP’nin oyunu %29’a indirirken, rakibi AP’yi %54’e zıplattı. O 5-0 AP zaferi kilitlenen siyaset ve 12 Eylül sürecini tetikledi.

Yani Neymiş: Önce siyaset sonra tarih bu tür pazarlıkları affetmez. Bülent Ecevit, kariyerindeki bu en büyük skandaldan kendini asla ayıramadı. Keza bu milletvekilleri de (Şerafettin Elçi ve bir “Şıh” olan Ali Rıza Septioğlu’nu saymazsak) siyaseten bir noktaya gelemedi. Bir not daha. Yükselen CHP’yi darmadağın etmişti bu arayış. AKP düşüşte. Sadece hızlandırıcı etkisi yapar.

Genç Seçmenlere not: Bu olay hala toplantıların yapıldığı İstanbul, Florya’daki Güneş Motel’in adıyla anılır.

AKP’NİN EKSİK 18 KİŞİYİ TRANSFERLERLE TAMAMLAMASI…

Akla getirdiği: Fırıldak Kubi… 1995 seçimlerinde DSP’den Meclis’e giren Afyon Milletvekili Kubilay Uygun , “transfer tarihinin en seçkin siması(!)” olarak Türk siyasi yaşamında yerini almış bir isim. Yakasına arka arkaya DSP, ANAP, DYP, MHP ve DTP rozetlerini takmakta bir sakınca görmeyen Uygun’u yaşı tutan herkes “Fırıldak Kubi” olarak hatırlar.

Sonuç: Özellikle hükümet senaryoları nedeniyle Parti değiştiren milletvekilleri pek de makul karşılanmaz bu ülkede. “Yeni fırıldaklar” olarak tarihe geçmek istemiyorsanız, bu tür arayışlardan uzak durun. Ne gittiğiniz yere yar olursunuz, ne de kendinize. . Üstelik çocuklarınız dijital çağda yaşayacak. Google ve isminiz yazdıklarında “ama ama babacım” diye apışıp kalmalarını istemiyorsunuzdur umarım.

kubi 1

DIŞARDAN DESTEKLİ AZINLIK HÜKÜMETİ

Akla getirdiği: DSP azınlık hükümeti… 28 Şubat süreci içerisinde kurulmuş olan Mesut Yılmaz başkanlığındaki ANASOL-D Hükümetinin TBMM’de gensoru ile düşürülmesi ardından yaşanan siyasi tıkanıklık, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in kurduğu azınlık tek parti iktidarı ile aşılmıştı. 11 Ocak 1999-28 Mayıs 1999 tarihleri arasında görev yapan bu hükümet, bir sonraki seçimde 1. Parti oldu. Tabii bunda en büyük etken PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesiydi.

Sonuç: Dış destekli azınlık hükümetleri yaşanacak başarı ve başarısızlıklarda aslan payını alır. Bu anlamda “dışarıdan destek verecek” parti ya da partilerin bunu kabul etmesi önemli. Mevcut durumda mesela CHP’li bir koalisyonda CHP’nin asgari ücret, emeklilere ikramiye gibi vaatlerini hayata geçirmesi, aslan payını ona katacaktır. Destekçi partiler elbette ki bundan yararlanır ama geçmiş siyasi tecrübeler malum. Tabii bunun tam tersi mesela “yaşanacak bir ekonomik kriz” durumunda da söz konusu olur.

AKP İLE KOALİSYON KURMAK

Akla getirdiği: Tansu Çiller elbette. 1995 seçim kampanyasında kendisini Türkiye’nin Batılı, modern yüzü olarak sunarak, Refah Partisi tehlikesine karşı laikliğin güvencesi olduğunu söyleyen “bacımızı” kim unutabilir ki?  Tüm bu kampanya sonrası 29 Haziran 1996’da Erbakan’ın başbakanlığı altında kısaca Refahyol olarak adlandırılan RP-DYP koalisyon hükümeti kurulması bu anlamda ilk akla gelmesi gereken örnek.

Sonuç:  hakkını yemeyelim, Tansu Çiller açısından bir aklanma dönemidir bu. Çiller RP’lilerin oylarıyla “örtülü ödenek” TEDAŞ ihalelerinde görevini kötüye kullanma ve TOFAŞ Soruşturma Komisyonlarında aklandı. Ama partisi dağıldı. Parti içi muhalefetin bir kısmı DYP’den istifa ederek Hüsamettin Cindoruk’un liderliği altındaki Demokrat Türkiye Partisi’ne (DTP) katıldı. Kısa keselim, bakınız bugünkü DYP. Yetmez mi? Ve tabi bakınız “bacınız” ya da bakmayınız daha iyi. Sivas’ı il yapmak bile yetmez siyasi kariyerinize 🙂

çiller 1

AKP İLE KOALİSYON İÇİN AYRILIP PARTİ KURMAK

Akla getirdiği Hüsamettin Cindoruk’un DTP’si… Yukarıda anlattık, kısa tekrar. DYP’nin ağır topu, siyaset duayeni Hüsamettin Cindoruk’un Çiller muhalifleriyle Demokrat Türkiye Partisi’ni kurarak Anasol hükümetine D olarak katılması.

Sonuç: 35 yaşın altındakiler Cindoruk ya da DTP’yi cümle içinde kullan derseniz, alacağınız yanıt büyük ihtimalle “Ben DTP’de Cindoruk gördüm” olacaktır. Daha ne diyeyim. Hadi Cindoruk’un 28 Şubat, laiklik, Refah Yol hükümetinin icraatları, asker baskısı gibi pek çok gerekçesi ya da motivasyonu vardı. Tamamen iktidar hevesiyle böyle bir girişimin sonucu belli. Çocuklarınız ve dijital çağ uyarısını burada da hatırlatmak lazım belki de. Has Parti deneyimini de unutmayın. Hele de iddialı bir politikacı ve hatta bir lider adayıysanız Numan Kurtulmuş ve Google sizin için yeterli olacaktır.

HÜKÜMET KURAMAMAK

Akla getirdiği: 12 Eylül Darbesi diyeceğimi düşünenler yanılıyor. Hoş belki de yanılmıyor. Tabi ya 12 Eylül Darbesi’nde, TBMM’nin 22 Mart 1980’de ilk turunu yaptığı Cumhurbaşkanlığı seçimini, 114 tur oylama yaptığı halde sonuçlandıramamasının etkisi açık. Zorlama olur belki ama, mevcut tablodan istikrarsızlık çıkması ve olası bir erken seçim, hele de AKP ve Erdoğan’ın tüm kamu kaynaklarını kontrol ederek yeniden seçime girmesinin sonuçlarını düşünmezsek. 12 Eylül ve demokrasi, anayasayı değiştirecek AKP gücü ve demokrasi arasında fark var diyenler karşı çıkabilir tabii.

Sonuç: Seni başkan seçtirmeyeceğiz, altın tuvalette oturtmayacağız ve haddini bil diyen partilere bu vaatlerini hatırlatmak bu maddenin sonucu olsun madem.

12 eylül

CUMHURBAŞKANI’NIN MIZIKÇILIK YAPMASI

Akla getirdiği: Özal-Demirel Polemiği… 1991 seçimlerine dönelim. Cumhurbaşkanı Özal, Başbakan onun en büyük rakibi Süleyman Demirel. Herkes huzursuz. Demirel’e sorulur. Özal sizin kararname ve kanun değişikliklerinizi onaylamazsa ne olur. Cevap meşhurdur. “Bütçesini bir liraya indiririm olur biter.”

Sonuç: Recep Tayyip Erdoğan’ın bir şeyler planladığı açık. AKP’siz hükümetlere kan kusturacağı beklentisi hakim.  Ama mevcut yasalarda hükümetin de güçleri var elbette. AKSaray’ın bütçesini 1 laraya indirir, uçakları ve mercedesleri geri alabilir, koruma sayısını Ahmet Necdet Sezer’inki düzeyine indirebilirler. Tayyip Erdoğan’ın Migros’ta alışveriş yapacağını düşünenlerdenseniz sonucunuz farklı olur tabii. Ben evden adımını atamaz fikriyatındakilerdenim.

CUMHURBAŞKANI’NIN MIZIKÇILIK YAPMASI

Akla getirdiği: Anayasa kitapçığının fırlatılması… 19 Şubat 2001’deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlattı. Başbakan Bülent Ecevit, yaşanan tartışma sonunda toplantıyı terk etti. Bu olayın hemen akabinde büyük bir ekonomik kriz dalgası başlattı. Borsa çöktü, döviz fırladı. Yaşanan ekonomik krize çare bulmak amacıyla Amerika’da Kemal Derviş getirilerek bakan yapıldı. DSP-ANAP-MHP koalisyon hükümeti oldukça sıkıntılı bir döneme girdi.

Sonuç: Türkiye tarihinin en dürüst, en akılcı Cumhurbaşkanları’ndan biri bu olay dışında anılmıyor maalesef. Ekonomideki sinyaller malum. Yeminli Erdoğan’cılar bile altında kalırlar muhtemelen. Ilımlı Abdullah Gül hatırlatması yapmak gereksiz. Hem Kemal Derviş CHP’de. İkinci kez kurtarırsa bir daha tövbe başkası iktidar göremez.

sezer 1

İŞLERİ DÜZELTMEDEN ERKEN SEÇİM

Akla getirdiği. 2002 seçimleri. Top MHP’de. 2002 seçimlerine de MHP götürmüştü zaten. Tam ekonomi rayına girerken, toparlanma başlamışken birden huzursuz oldular ve seçime götürdüler. 14 yıl malum.

Sonuç: Tarih tekerrürden ibarettir. Ders alınmazsa tekerrür eder tabii….

Bu habere katkı yapın