Anket yasakları başladı malum. Ama eski anketlere referans vermek mümkün.

Bu seçimlerde ilginç bir nokta var. Anlı şanlı araştırma şirketlerimizin “bağzıları” çalışmalarını kamuoyuyla paylaşmadı. Yani sonuç her ne olursa olsun bilmiş olacaklar.

Yayınlanan anketlerde ise ciddi farklar var. Yüzde 48-38 arası bir aralıkta çıkan AKP, 32-26 arasındaki CHP, 14-19 bandındaki MHP ve tabii ki 8-12 arası olarak ölçülen BDP. 3-6 arası ölçülen Saadet-BBP ortaklığı, pek konuşulmasa da aslında sonuçlar için hayati.

Bu anketlerin bazıları malum çok partizan. Gizlemiyorlar da. Ama işi ciddi yapanlarda da bir sıkıntı olduğu açık. Bunun en büyük nedenlerinden biri, ölçümü “sağlıklı” yapılamayan emekliler.

*                             *                             *                             *

Resmi rakamlara göre emeklilerin oyu 10 milyon civarında. Ama emekli maaşına bakanların sayısıyla beraber “emekli oyu” aslında tek başına iktidar demek.

Emeklilerin durumu, bu seçimin en temel konularından biri.  Ama CHP’nin öncülüğünde başlayan emekliye vaad yarışı 2 önemli kırılma yaşadığını da söylemek lazım.

1-AKP’nin bu vaadleri gerçekçi, olmadığı açıklamasıyla eleştirmesi. Bu hem ekonomik zorluk içindeki bir kısım emeklinin tepkisini çekti. Hem de başlayan kaynak polemiği;  AKSaray Külliyesi ve makam otoları başta pek çok konunun gündemde kalmasına yol açtı.

2- Haydar Baş’ın 5 bin liraya çıkararak işi sulandırması. AKP taraftarlarına “madem emekli maaşı peşindesin Haydar Baş’a oy ver o zaman” şeklindeki manevra alanını kazandırması, Haydar Baş’ın bu seçimdeki en büyük etkisi…

*                             *                             *                             *

Emeklilerle ilgili ne zaman bir tartışma duysam, hemen aklıma 2006 İsrail seçimleri ve “Emekliler Partisi” şoku gelir. TRT adına bizzat izlediğim o seçimde, sonuçlar açıklanana kadar ciddiye alınmayan Parti, yüzde 6 oy oranı ile kazandığı 7 milletvekili sayesinde birden kilit bir konuma gelmiş, nihayetinde dönemin Kadima lideri Ehud Olmert’in hükümetinde 2 bakanlık alarak iktidarın küçük ortağı olmuştu.

Şaşırtıcı olan, bu sonucu İsrail gibi bir ülkede, neredeyse Filistin konusuna hiç değinmeden, sadece yaşlılar ve emekliler için daha fazla hak istediklerini söyleyerek elde etmeleriydi.

Emekliler partisi İsrail siyasetinden çoktan silindi. Mücadeleleri ya da iktidar başarısızlıklarından değil ama. Tam tersine emeklilerin haklarına sağladıkları katkı nedeniyle. O seçimden beri her Parti, emeklilerin koşullarını düzeltmek için program ve önerilerini, özel bir önem atfederek yayımlıyor çünkü.

Hemen bir dip not olarak yazayım, Google araması yapıp laf yetiştirmek isteyenler bol zira.  Emekliler Partisi’nin lideri Rafi Eitan, öyle tonton bir amca falan değildi (Bana röportajımız sırasında ilk verdiği intiba oydu ama).  “Adolf Eichmann” isimli çok önemli bir Nazi yetkilisini yakalamış, çok tanınmış bir Mossad ajanıydı. El Aksa Camii altındaki kazıları organize eden isimlerden biri olarak Filistinliler tarafından da çok iyi tanındığını eklemek lazım. Ama Eitan’ı dünyaca ünlü yapan, Mossad’ın Avrupa operasyonlar şefiyken Amerika’nın askeri gizli belgelerine ulaştığı için FBI’ın arananlar listesinde olmasıydı. (FBI’ın arananlar listesine girmiş dünyadaki ilk bakan olarak da tarihe geçti bu arada) İsrailli politikacıların neredeyse tamamının bu tür hikayeleri olduğunu hatırlatarak uzatmayayım. Evet hep dediğim gibi İsrail-Filistin meselesinde masum değildir hiçbiri…

eitan 2

*                             *                             *                             *

Son söze gelelim.

Bu seçimin olası sürprizi işte bu emekli suskunluğudur. AKP’nin tavrı nedeniyle emeklilerin iktidarı sallayabileceği bir gerçek. Ama altı da tam dolu değil.

Zira Türkiye’deki emeklilerin önemli bir kısmının sosyal yardımlarla ayakta durduğu, bu yardımların da iktidar tarafından çok iyi kullanıldığını unutmamak lazım. Politik duruş nedeniyle oy tercihini değiştirmeme eğilimi de yine emekliler arasında çok yüksek. Yani bu emekliler akın akın CHP’ye gidecek beklentisi çok da anlamlı değil. Ama MHP ve özellikle Saadet-BBP ortaklığı önemli bir alternatif haline geldi.

Hoş Türkiye seçmeni “sokakta doğruyu söyler, sandıkta şaşar” mottosunu bugüne kadar çok seferler ortaya koydu.

Ama bu seçimin emekliler için tarihi bir fırsat yarattığı da bir gerçek. Bu vaadlerin oy karşılığı olduğunu gösterirlerse, bundan sonra çok daha ciddiye alınan bir grup olma şansları yüksek. Aksi halde, emekliler sadece bir başlık olarak kalmaya devam edecek. Daha önceleri olduğu gibi.

Bu habere katkı yapın